| KELİME | ANLAM | | insular | [ Sıfat ] adaya ait, adaya özgü. ayrılmış, ayrı. dar görüşlü. | import duty | ithalat vergisi. | some | [ Sıfat ] (belirsiz) bir miktar: He owns some apartment buildings. önun apartmanları var. Make us some coffee. Bize kahve yapsana. bazı, kimi: şome roses have no scent. Bazı güllerin kokusu yoktur. bir: Just think up some good excuse. ıyi bir bahane uydur. Let´s do it some other time. Bunu başka bir zaman yapalım. şome woman telephoned. Bir kadın telefon etti. epey, bir hayli, oldukça çok: The flowers lasted for some time. çiçekler epey zaman canlılığını korudu. Konuşma dili Ne biçim ...?: şome friend you are! Ne biçim arkadaşsın böyle? Konuşma dili hiç unutulmayacak bir (kimse/şey): That was some lecture! Hiç unutulmayacak bir konferanstı o. Konuşma dili harika, süper, olağanüstü. zam. (belirsiz) bir miktar; bazı: şome of those fabrics are very expensive. ö kumaşlardan bazıları çok pahalı. şhe wanted some apples, so I gave her some. Elma istedi; bu yüzden ona bir miktar verdim. There are some who won´t approve of this. Bunu onaylamayacak bazı kişiler var. şome of you will become generals. Bazılarınız general olacak. [ Zarf ] aşağı yukarı, kadar: There were thirty some people present. ötuz kadar kişi vardı. biraz: He´s feeling some better. Kendini biraz daha iyi hissediyor. |
|